New Document

Bir Hikaye
Abdurrahim efendimle Ankara'dan Çankırı'ya gelirken yol üzerinde, gelip geçerken herkesin fatiha okumayı alışkanlık haline getirdiği Karaşıh hazretlerinin türbesi görününce bende içimden üç ihlas bir fatiha okuyup;"Efendime ricacım olda bir beyit okusun" diye gönülden yalvardım.
Efendim hemen Fuzuli hazretlerinin;

Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz mı?
Felekler yandı ahıma muradım şem'i yanmaz mı?

beytini, o kadife gibi gönülleri okşayan mubarek sesiyle okumaya başladı.
İkinci olarak Kuddusi babanın;

Canana gönül vereli candan usandım
Hem düşeli derdine dermandan usandım

beytini,arkasından da üçüncü olarak şimdi hatırlayamadığım bir beyit okudu.
Aracın içinde muhabbet doruğa çıkmış gözyaşlarına boğulmuş,herşeyi unutmuş,mest olmuş bir vaziyette şehirin girişine geldiğimizde;
"İşleriniz nasıl begim?" sorusu ile kendimize geldik.
"Müridin nesi olur? sorusuna verilen cevapları yeterli bulmayıp;
"Müridin demi olur begim" buyurmuştu.
Cenab-ı Hakk Hazretleri lutuf,kerem ve hazmıyla,rabıtamızla demlenerek fani olma sırrına erdirsin.
Amin... 17/03/2011
Rumuz : dervişan
 
İkinci Bir Hikaye
Sene 2003, Bursa'da Yavuz abilerde yemekteyiz.
Yemekten sonra meyve geldi ve herkes efendimin sofrasında olmanın edebiyle hoş bir yumuşaklıkta meyvelerini yiyor.
Ben o anda meyve yemeyle falan ilgilenmiyorum. Meyveyi her zaman yeriz ama Mübareğin o baştan sona hiç koparmadan elma soyuşunu her zaman seyredemem korkusuyla rapt olmuşum bıçağına.
Sonradan gelenler olmuş ve buyurun sizler de yiyin yemeğinizi buyurarak baş köşedeki yerini yeni gelenlere bırakıp 3-5 kişi atlayarak ortalara gelip tam yanıma oturdu.
Sen yemiyor musun? Buyurdu...
Her zaman yiyoruz himmetinizle.. Şu an sizi seyretmek meyve yemekten daha hoş dedim.
Olsun sofrada nimet var ve ev sahibi bu nimetleri herkes yesin diye getirdi buyurdu.
Sonra bir an durdu ve bak dedi;
Bunları kimse yememiş. neden? Çünkü bunlar olgun.
Sen şimdi bunları ye buyurdu.
Sofradaki meyvelerin en şifalısı, en feyizlisi bunlar.
Bunları yersen feyz alırsın, doyarsın ve bir daha canın meyve çekene kadar öteki meyveler de olgunlaşır... Buyurdu.
Kırk tane gözün beni parçalayan bakışları arasında o meyvelerden elleriyle ikram etti ve bir tane bile kalmayıncaya kadar hem kendisi yedi hem de bana yedirdi, bitirdik.
Aradan yıllar geçti.. Manavdan meyve alıyordum iki tatlı dille hatırını sormamıza binaen meyvelerin hep güzellerini seçip koyuyor.
Dedim olmuyor ama... Bana şuradaki geçme noktasına yaklaşmış olgunlardan da koy..
Gülümsedi ve abi onları kimse almaz ki akşama ayıklayıp atacağız dedi.
Dedim sen 3 tane normal koyuyorsan bir tane de onlardan koy.
Biz evde dört kişiyiz ben bu olmuşları daha çok seviyorum.
Evde sehpanın üzerinde duran meyvelere baktım az önce de..
Ben benim olgunları yedikten sonra çocukların yemediği güzel meyveler de olgunluğa ulaşmış.
Çocuklar meyvelerinizi neden yemiyorsunuz dedim. Baba onlar çürümüş dediler.
Gülümsedik ve efendimle oturup bir güzel soyduk onları.
Beraber yerken çocuklara baktım feyz ve himmetin kokusunu aldılar ki ağızları sulanıyor.
Destur diyerek gelin size de vereyim bunlar harika, bir bakın tadına artık hep bunları ararsınız dedim.
O kerih bakışları rabıtanın içinde eridi ve hepsini daha önce meyve yememiş gibi yarışarak yiyip bitirdik.
Ne zaman tabaklarda boynu bükük bir meyve görsem gözlerim hafiften sulanıyor ve o buğulu gözler efendimi gülümserken görüyor.

Siz de yazın sizin güzel hatıralarınızı da koyalım.
Şarap kokan içten hatıralarınızı yazın ama..
Rumuz : elabey

Not:
Mail geliyor ve deniyor ki;
bunlara hikaye demeyin kıssa'dır bunların adı...
Kıssa hikâyeden hisse çıkartılırsa kişiye mahsus bir durumun adıdır.
Ne mutlu hikâye'yi kıssa'ya çevirebilenlere...
Ötesine gidenler de vardır elbet ve kıssa'dan aldıkları hisseyi yaşarlar ki bu durumda da; hikâye'den kıssa'ya terfi eden sıfat maneviyat'a döner...
Belki de maneviyat'ın ötesine de geçip hikâyenin sıfatını görürler ki adı olur Hakikat...
Hakikatin de ötesinde, sıfatlardan da kurtulmuş olan ve sadece Zat'a rapt olmuş olan var mıdır? ve onların sıfat alemine döndükleri bir anda okuduğunda bu hikaye denen şeyin adı ne oluyor...
Birbirlerine aldıkları telefonların 1000'lerce liralık fiyatları ile hava atan ...'lular işin hikâyesinde iken, yardım kurumundan aldığı aylık 60.-TL ile bahçesinde yaşayan bir ihvan baba'nın; yeni nesil evlâdının cep telefon isteğine verdiği bizler maddiyatı değil maneviyatı seçenleriz oğlum ifadesini oturtturma gayreti esnasında, bu olayı izleyen oğlunun maneviyat bunun neresinde baba deyişini bu kulaklar duydu (2011 başı)...
... 'lular işin hikâyesinde bile değillerken biz nasıl herkesi kıssa mertebesinde görüp de her bir şeye kıssa diyelim..
Belki de hikaye bile değil de nasihattir..
Allah muhafaza nasihatten de aşağıdadır da adı tekdir 'dir ki bir sonrasının adı da kötek'tir malumunuz...
Biz burada hikaye diyelim bunlara da, okuyan kendi mertebesine tevil eyleye...
Pîr-i Sâmî Hazret'ine hadim ol ihlâs ile
Cân u dilden eyle hizmet bozmayıp ikrârını...

Hevâ-yı hevesden ayık olmadım
Asla bir amele faik olmadım
Esrâr-ı pîrime lâyık olmadım
Aslımdan bir haber veren yok bana...